Ayvacık’ta Beslenme: Zeytinlikler ile Kaz Dağı Arasında


Küçükkuyu’da sabah, zeytinyağı işliklerinin önünden geçen yolda hafif bir pirina kokusu dolaşır. Biraz yukarıda, Adatepe’nin taş evlerinden Edremit Körfezi görünür; aşağıda balıkçılar ağlarını kurutur. Ayvacık, Kaz Dağları’nın güney yamaçlarından Anadolu’nun en batı ucu sayılan Babakale’ye kadar uzanan geniş bir ilçedir ve sofrası da bu genişliği yansıtır. Dağ köylerinde keçi sütü ve yabani otlar, kıyıda balık ve sebze, her yerde zeytin vardır. Aşağıdaki başlıklarda Ayvacık’ın kendine has yaşamına uyan bir beslenme düzenini konuşuyoruz.

Zeytinyağının memleketinde ölçü meselesi

Ayvacık’ta zeytinyağı hiçbir zaman eksik olmaz; pek çok evde kendi ağaçlarından sıkılmış yağ teneke teneke kilerde durur. Bu bolluk büyük bir şanstır, çünkü sızma zeytinyağı kalp ve damar sağlığını destekleyen tekli doymamış yağlar ve polifenoller bakımından zengindir. Yine de yağın enerjisi yüksektir ve bol olduğu yerde ölçü kolayca kaçar. Bir tencere fasulyeye ya da bir tabak salataya gözle dökülen yağ, kimi zaman bir öğünün enerjisini ikiye katlar. Yemek kaşığıyla ölçmeye alışmak, tadından hiçbir şey eksiltmeden günlük toplamı dengeler. Kahvaltıda ekmeği yağa batırmak yerine birkaç zeytin ve bir tutam kekikle yetinmek de iyi bir başlangıçtır.

Kaz Dağı otları sofraya nasıl girer

İlkbaharda Ayvacık köylerinde kadınların sepetle yamaçlara çıktığı görülür. Radika, şevketibostan, ısırgan, kuzukulağı ve hardal otu toplanır; kimi haşlanıp zeytinyağı ve limonla, kimi yumurtayla kavrularak yenir. Bu otlar lif, folat, C vitamini ve çeşitli mineraller açısından değerlidir ve öğüne az enerjiyle hacim katar. Kekik, adaçayı ve ıhlamur da kurutulup kış boyunca çay olarak içilir. Dikkat edilmesi gereken nokta, tanınmayan bir otu toplamamak ve düzenli ilaç kullanılıyorsa bitki çaylarını hekime danışmadan bol miktarda içmemektir; adaçayı gibi bazı bitkiler yüksek miktarda herkese uygun düşmez.

Babakale’den Sivrice’ye uzanan kıyıda balık

İlçenin batı kıyısındaki küçük limanlarda tekneler mevsimine göre barbunya, kefal, istavrit, sardalya ve mercan getirir. Haftada iki kez balık yemek, omega-3 yağ asitleri ve kaliteli protein için iyi bir hedeftir. Ayvacık’ta balık çoğunlukla ızgarada ya da kâğıtta pişirilir ki bu, gereksiz yağdan kaçınmak için idealdir. Kızartma yerine buğulama veya fırın tercih edildiğinde, yanına bol yeşillik ve bir dilim tam tahıllı ekmek eklenerek dengeli bir öğün kurulur. Kıyıdan uzak dağ köylerinde taze balığa ulaşmak her zaman kolay olmaz; o durumda konserve sardalya da işe yarar bir seçenektir.

Keçi peyniri, yoğurt ve tuz dengesi

Kaz Dağları’nın eteklerinde keçicilik eski bir geçim kaynağıdır ve köylerde yapılan keçi peyniri, tulum ve çökelek kahvaltıların vazgeçilmezidir. Bu ürünler protein ve kalsiyum sağlar, ancak salamurada bekletilen peynirler tuz bakımından yüksektir. Tansiyonu olan biri için peyniri yemeden önce bir süre suda bekletmek tuzunu azaltır. Ev yoğurdu ise sindirim sistemine dost bakterileriyle her öğüne eklenebilecek değerli bir besindir. Cacık, yoğurtlu semizotu ya da sade bir kâse yoğurt sıcak günlerde hem serinletir hem tok tutar.

Turizm sezonunda düzeni korumak

Yaz aylarında Assos ve Küçükkuyu kalabalıklaşır; pansiyon işletenler, restoranlarda çalışanlar, tekne turlarında görev alanlar sabahtan geceye kadar ayakta kalır. Bu tempoda öğün atlamak ve gece geç saatte ağır yemek yemek sık görülür. Sezon boyunca yanınızda taşıyabileceğiniz bir avuç badem, bir meyve ve bir şişe su, uzun aralıkları kapatmaya yardım eder. Gün içinde kısa da olsa oturup bir şeyler yemek, akşam aşırı açlıkla sofraya oturmayı önler. Sezon bitip kışın sakinliği geldiğinde ise hareketin azaldığını hesaba katıp porsiyonları biraz küçültmek gerekir.

Bu yazıyı tamamlayan diğer konulara Çanakkale’de diyetisyen desteği sayfasından ulaşabilirsiniz.