Mevsim Sebze ve Meyveleriyle Yıl Boyu Sofra


Mart sonunda bir sabah pazar tezgâhında ilk taze baklalar görünür; satıcı bir avuç alıp tartıya koyar, kabuklarını kırar, içindeki yeşil taneleri gösterir. O an kış bitmiş, mutfakta yeni bir dönem başlamıştır. Mevsimine göre yemek, eski kuşakların hiç düşünmeden yaptığı bir şeydi; bugün ise yıl boyu her ürünü bulabildiğimiz marketler bu takvimi unutturdu. Oysa mevsiminde yetişen sebze ve meyve hem daha lezzetli, hem daha ekonomik, hem de besin değeri bakımından genellikle daha zengindir.

İlkbahar: otlar, bakla ve enginar

Bahar, toprağın yeniden uyandığı ve yeşilin sofraya döndüğü mevsimdir. Ebegümeci, ısırgan, turp otu, radika ve deniz börülcesi gibi otlar folat, C vitamini, K vitamini ve lif bakımından değerlidir. Taze bakla ve bezelye bitkisel protein sağlarken, enginar karaciğer dostu bileşikleri ve lifiyle öne çıkar. Taze soğan, sarımsak ve dereotu da bu dönemin tatlarındandır. Kış boyunca ağırlaşan sofrayı hafifletmek için ilkbahar en uygun zamandır; zeytinyağlı ot kavurmaları ve bakla yemekleri, az enerjiyle doyuran öğünler sunar. Erik ve çilek ise mevsimin sonuna doğru tezgâhlara gelir.

Yaz: domates ve bahçenin bolluğu

Yaz, sebze ve meyvenin en bol olduğu dönemdir. Güneşte olgunlaşan domates likopen açısından zengindir ve bu antioksidan, zeytinyağıyla birlikte tüketildiğinde daha iyi emilir. Biber C vitamininin, patlıcan ve kabak lifin iyi kaynaklarıdır. Taze fasulye, bamya ve semizotu yaz sofrasının vazgeçilmezleridir. Meyve tarafında kiraz, kayısı, şeftali, karpuz, kavun ve üzüm sıralanır. Bu bolluğun tek tuzağı meyve miktarıdır; tatlı ve sulu olmaları nedeniyle tabak tabak yenebilirler. Günde iki üç porsiyon meyveyle yetinmek, kalanını sebzeyle tamamlamak dengeyi korur.

Sonbahar: nar, ayva ve incir

Sonbaharda tezgâhlar renk değiştirir. Nar, antioksidan içeriğiyle bilinir ve salatalara, yoğurda ya da tek başına ara öğüne eklenebilir. Ayva lif bakımından zengindir; fırında şekersiz pişirildiğinde hafif bir tatlıya dönüşür. İncir, kalsiyum ve potasyum sağlar ama doğal şekeri yüksektir, iki üç tanesi yeterli bir porsiyondur. Elma, armut ve hurma da bu mevsimde boldur. Sebze tarafında balkabağı beta karoten açısından değerlidir, kereviz ve pırasa ise kış öncesi tencere yemeklerini başlatır. Ceviz ve kestane de sonbaharın sofraya kattığı lezzetlerdendir.

Kış: lahana, pırasa ve turunçgiller

Kış sebzeleri ilk bakışta sade görünür ama besin değerleri yüksektir. Lahana, karnabahar, brokoli ve brüksel lahanası C vitamini ve lif açısından zengindir ve bağışıklığı destekleyen bileşikler içerir. Pırasa, havuç, kereviz ve ıspanak kış çorbalarının ve zeytinyağlılarının temelini oluşturur. Portakal, mandalina, greyfurt ve limon, soğuk aylarda C vitamini ihtiyacını karşılamanın en kolay yoludur. Kış aylarında taze sebze tüketimi azaldığında kurutulmuş ve turşu yapılmış ürünlere yönelmek yaygındır; bu ürünlerin tuz oranına dikkat etmek ve her gün en az bir taze sebze yemeği bulundurmak gerekir.

Dondurmanın, kurutmanın ve konservenin yeri

Mevsiminde bol ve ucuz olan ürünü saklamak, mevsim dışında da sağlıklı beslenmenin yoludur. Taze toplanıp kısa sürede dondurulan bezelye, fasulye, ıspanak ve böğürtlen, besin değerini büyük ölçüde korur ve kışın taze ürünün yerini rahatça tutar. Güneşte kurutulan domates, biber ve patlıcan kış yemeklerine lezzet katar. Ev yapımı salça ve konserveler pratik olsa da tuz ve bazen şeker içeriği yüksektir. Seradan gelen mevsim dışı ürünler ise uzun yol katettiği için hem tat hem de vitamin bakımından daha zayıf kalabilir. Mevsime uymak katı bir kural değil, sofraya hem lezzet hem de çeşitlilik kazandıran bir pusula olarak düşünülmelidir.

Konunun il genelindeki karşılığını merak ediyorsanız Çanakkale online diyetisyen sayfasını okuyabilirsiniz.