Yenice’de Beslenme: Orman Köylerinin Mutfağı


Sabahın erken saatinde Yenice’ye çıkan yolda sis henüz çam dallarından kalkmamıştır; bir köy evinin bacasından yükselen odun dumanı, ıslak toprağın kokusuna karışır. Çanakkale’nin kuzeydoğusunda, Balıkesir sınırına yaslanan Yenice, ilin en ormanlık ilçesidir. Karaçam, kızılçam ve meşe ormanları arasında dağınık köyler, küçük tarlalar ve ahırlar yer alır. Denizden uzak olan ilçede kışlar daha soğuk geçer, kar yağışı kıyı ilçelerine göre daha sık görülür. Ormancılık, hayvancılık ve küçük ölçekli tarımla geçen hayat, sofraya da sade, doyurucu ve mevsime sıkı sıkıya bağlı bir karakter verir.

Orman köylerinde mantar mevsimi

Yağmurlu sonbahar günlerinin ardından Yenice ormanlarında mantar toplamak, pek çok ailenin yıllık geleneğidir. Mantar düşük enerjili, lif ve B vitaminleri bakımından değerli bir besindir; tereyağı yerine az zeytinyağıyla sotelenip yumurtayla ya da bulgur pilavının yanında yenebilir. Ancak burada bilgi hayati önem taşır. Zehirli mantarlar yenilebilir türlere çok benzeyebilir ve pişirmek zehri yok etmez. Kesin olarak tanınmayan hiçbir mantar toplanmamalı, köyde de olsa emin olunmayan mantar sofraya konmamalıdır. Yemekten sonraki saatlerde bulantı, kusma ya da karın ağrısı başlarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.

Ahırdan sofraya süt ürünleri

Yenice köylerinde inek ve küçükbaş hayvancılığı yaygındır; sabah sağılan süt aynı gün yoğurda, ayrana ya da peynire dönüşür. Ev yoğurdu ve ayran, protein ve kalsiyumun yanı sıra sindirime yardımcı bakteriler de sağlar. Kaymağı alınmamış köy sütü ve tereyağı ise doymuş yağ bakımından zengin olduğundan, kalp hastalığı ya da yüksek kolesterolü olanların miktarı gözetmesi gerekir. Çiğ sütün mutlaka kaynatılarak tüketilmesi de önemlidir, çünkü pastörize edilmemiş süt bazı enfeksiyonların taşıyıcısı olabilir. Ayranı yemeklerin yanına içecek olarak koymak, şekerli içeceklere karşı en lezzetli yerel alternatiftir.

Kar yağınca sobanın başında

Kış geldiğinde Yenice’de günler kısalır, köy yolları zaman zaman karla kapanır. Soba başında geçen uzun akşamlarda çay, ekmek, hamur işi ve tatlı tüketimi artmaya eğilimlidir. Bu mevsimde sofrayı ısıtan ama ağırlaştırmayan seçenekler öne alınmalıdır. Tarhana ve mercimek çorbası, etli ya da etsiz kuru fasulye, lahana sarması ve pırasa yemeği hem mevsime uygundur hem de lif sağlar. Çayı şekersiz içmeye alışmak, kış boyunca fark edilmeden alınan şekeri önemli ölçüde azaltır. Hava elverdiğinde orman yollarında yapılan kısa yürüyüşler hem hareketi hem de güneş ışığını kış rutinine katar.

Kovan balı ve tatlı ihtiyacı

Yenice’nin çiçekli yaylaları ve çam ormanları, arıcılık için elverişli bir ortam sunar ve pek çok evde kendi kovanlarından alınmış bal bulunur. Bal, sofraya doğal bir tatlılık getirir; içerdiği bazı bileşikler sayesinde şekere göre biraz daha zengin bir besindir. Yine de bal büyük ölçüde şekerden oluşur ve kan şekerini yükseltir. Kahvaltıda bir tatlı kaşığı balı yoğurdun ya da tam buğday ekmeğinin üzerine koymak keyifli bir kullanımdır. Diyabeti olanların balı serbest bir besin gibi düşünmemesi, miktarını diyetisyenleriyle birlikte belirlemesi gerekir. Bir yaşından küçük bebeklere ise bal hiç verilmemelidir.

Uzak köylerde düzenli takip

Yenice’nin dağınık yerleşim yapısı, bazı köylerden ilçe merkezine ya da Çanakkale’ye ulaşmayı zaman alıcı hâle getirir. Kronik hastalığı olan, düzenli takip gerektiren kişiler için bu mesafe beslenme planını sürdürmeyi zorlaştırabilir. Telefonla ya da görüntülü bağlantıyla yapılan görüşmeler, bu zorluğu büyük ölçüde hafifletir. Evdeki bir tartı, bir mezura ve birkaç günlük yemek notu, uzaktan da olsa ilerlemeyi izlemek için yeterli bilgiyi sağlar. Böylece kar yağdığı ya da tarla işlerinin yoğunlaştığı haftalarda bile beslenme desteği aksamadan sürdürülebilir.